Bir yiğit gurbete gitse: 2025 dünya ahisi Bahri İlhan'ın hayat destanı

19 Ocak 2026 09:42 Dünya Esnaf ve Sanatkarlar Derneği 19

, "Bir yiğit gurbete gitse", "Entarisi morumuş" ve "Sunayı da deli gönül sunayı" gibi eserlerin ardındaki gizli deha. 1943 yılında Kırıkkale Keskin’in Efendi köyünde başlayan hayat hikayesi; kalaycılık, terzilik, demircilik ve su tesisatçılığıyla yoğrulmuş gerçek bir Ahi destanı. 2025 yılında Dünya Esnaf ve Sanatkarlar Derneği tarafından "Dünya Ahisi" seçilen Türk halk müziğinin emektar ismi Bahri İlhan ile dünü, bugünü ve manevi dönüşümünü konuştuk.

Anladım, gönderdiğiniz son metni temel alarak, içeriğe hiçbir kelime eklemeden veya metinden hiçbir şey çıkartmadan, sadece imla, yazım kuralları ve noktalamayı düzelterek aşağıda sunuyorum:


SORU: Kendinizi tanıtır mısınız? Hayatınız nerede başladı ve çocukluğunuz nerede geçti?

CEVAP: İsmim Bahri İlhan. 1943 yılının 9. ayının 20'sinde dünyaya geldim. Kırıkkale'nin Keskin'in Efendi köyünde. 8 yaşlarına kadar köyde davar güttüm, öküz güttüm. Ondan sonra dayılarım şehre taşındılar Keskin'e ve bizi de alıp getirdiler.

SORU: Keskin’de ve sonrasında Ankara’ya göç ettikten sonraki ilk meslekleriniz neler oldu?

CEVAP: Keskin’de dayım beni götürdü, bir kalaycı dükkanına verdi. Kalaycı çırağı olarak bir müddet çalıştım. Sonra Keskin’den Ankara’ya göçtük. Ankara’ya Aktaş Mahallesi’ne geldik. Orada ilk işimiz, terzi dükkanına çırak olarak girdim. Bir 5 sene kadar terzide çalıştım. Terzi lisanıyla ceketin kolunu takma noktası, yakasını takma noktasına kadar geldim. Ondan sonra çok zor geldi bana terzilik. "Dedim ya, bu ince iğneyle kuyu kazılmaz" dedim. Sonra demirci dükkanına girdim. At arabası yapan ustanın yanında bir 6 ay kadar çalıştım. Sonra başka bir demirci ustam vardı, inşaat aletleri yapardık. Sonra sobacı dükkanına geçtim.

SORU: Müziğe ilginiz ne zaman ve nasıl başladı?

CEVAP: Ustam Bulgaristan muhaciriydi. Onun oğlu bağlama çalıyordu. Ben de köyde öküz güderken kaval çalardım. Baktım ki o bağlama çalıyor; dinledim. Biraz müzik öğrenince ben de kaval çalmaya başladım. Bir müddet sonra o arkadaşla beraber düğün salonlarında müzik yapmaya başladık. Ben kavalı epey ilerlettim.

SORU: Müzik camiasında kimlerle tanıştınız ve turnelere çıktınız?

CEVAP: Nurettin Çamlıdağ ile tanıştım. Ali Ekber Çiçek, bir iki tane başka bağlamacı; onlarla meşk yaptık. Sonra turneye çıktık. Bu Ege tarafına bir ay kadar turne gezdik. İsmim müzik camiasında duyulmuştu çünkü kaval o zaman çok, kaval çalan bulunmazdı; pek nadirdi. İsmim duyulmuş derken ben Yıldıray Çınar'la, sonra da Bedia Akartürk'le tanıştık. Konya'da uzun bir müddet her sene yazın Bedia Akartürk'le beraber çalışırdık.

SORU: Bestekarlığa başlama kararınız nasıl ortaya çıktı, sizi ne motive etti?

CEVAP: Ben şimdi buradan İstanbul'a taşınmıştım. Müzisyen olarak en iyi para kazanmanın yeri İstanbul'du. Orhan Gencebay beste yapmış o arada. Beste ile meşhur olmuş, aşık olmuş, beste yapmış. Ben de dedim ki: "Ya Rabbim, yani bana da bir beste yapma ihsan et." O arada bağlama, her gün sabahlara kadar bağlama çalıyorum. Derken "Bir yiğit gurbete gitse gör başına neler gelir" türküsünü beste yaptım.

SORU: İlk plağınızı çıkarırken neler yaşadınız, hatta bir ameliyat bile olmuşsunuz?

CEVAP: Bunu bir iki yerde çalınca hemen Şençalar şirketi bana dedi ki: "Buna bir plak yapalım." "Ya" ben dedim, "plak yapacak sesim de yok. Burnumda da böyle bir kemik var, nefes alamıyorum." Dedi ki: "Ben seni ameliyat ettiririm." Dedi, götürdü beni Esnaf Hastanesinde ameliyat ettirdi. Türkünün adını ben "Bağrıma basarım taşlar, akıttım gözümden yaşlar" koymuştum. Ama türküyü başkaları okurken içindeki sözlerden "Bir Yiğit Gurbete Gitse" ismini koydular.

SORU: Radyo imtihanına girerken size verilen talimatlar neydi?

CEVAP: Radyodan imtihan açıldı. Günü geldi, radyoya gittik imtihana. Ulan, kapıdan bir girdim, İstanbul Radyosu'nun içinde en az 100 kişi var yani tahminen. Ama bana dediler ki: "Sakın ha radyo imtihanına girince 'bu türküyü ben beste yaptım' deme. Bu türküyü çalmazlar, radyo kabul etmez, beste kabul etmiyor" dedi. Nida Tüfekçi beni imtihan ediyordu. "Dedim ki ya, nereden aldın?" dedi bu türküyü. "Babamdan aldım" dedi.

SORU: O dönemde ne kadar para kazanıyordunuz ve toplam kaç eserinizi radyoya verdiniz?

CEVAP: İstanbul'da plak çalıyordum. Her plaktan 300 lira para alıyordum. Bazen oluyordu ki bir günde 10 tane plak çalıyordum; 3.000 lira. Acayip bir para. Onun haricinde daha radyoya verdiğim 15 tane türkü var.

SORU: "Sunayı da" ve "Entarisi Morumuş" gibi meşhur eserlerinizin söz ve müziği kime aitti?

CEVAP: Sunayı da deli gönül Sunayı, ben uğruna terk eyledim sılayı, armağan eyledim telli turnayı. İner gider bir gözleri sürmeli... Bu türküyü yaptım. "Sunayı da Deli Gönül Sunayı" ile "Bir Yiğit Gurbete Gitse" türkülerinin sözleri Karacaoğlan, müziği benim. Ama "Entarisi Morumuş", benim sözü de müziği de benim.

SORU: Almanya turnesinde afişlerde adınızın "Bahri Ertaş" olarak yazılmasını gördüğünüzde ne hissettiniz?

CEVAP: Almanya'da bir ay turnede gezdim. Bir girdim içeri, a, bir tane afiş! Afişte "Bahri Ertaş" yazıyor. "Ulan bu ne?" dedim lan. Dedim ki: "Sahnede benim adım Bahri, soyadım İlhan. Ben Keskin'in Efendi köyündenim. Bir organizatör var, sahtekar" dedim, "benim ismimi böyle yazmış." Her sahneye çıktığımda öyle söyledim.

SORU: Almanya turnesinde sağlık durumunuz nasıldı?

CEVAP: Orada bir mide kanaması geçirdim. Ağzımdan ve burnumdan şöyle iki avuç kan geldi. Hastaneye götürdülerse de hastaneden beni bırakmıyorlar çünkü bir afişim var.

SORU: Müziği bırakma kararınızın arkasında yatan temel sebep neydi ve ne kadar süre dua ettiniz?

CEVAP: O müzik camiasının içindeki ahlak yapısı beni epey bir sıkıntıya soktu. İki sene kadar elimi açtım, Allah'a yalvardım: "Ya Rabbim beni bu işten kurtar. Dağdaki çobanın rızkını veren Sensin. Bana da bir rızık başka yerden ver ya Rab, buradan değil" dedim ve sonra müziği bıraktım. Tabii biz orayı bırakınca evde sıkıntıya girdik çünkü kazandığımız paradan da pek hayır görmüyorduk.

SORU: Sanat hayatınızı bıraktığınız için pişmanlık duyuyor musunuz?

CEVAP: Ne pişmanlığı? Sevinmişim var ya bu hayatı bırakmaya. Yani o hayatın sevilecek bir tarafı yok ki ya, mümkün değil ki seveyim o mesleği. Hiçbir pişmanlığım yok. Dünyanın en mutlu insanlarından biriyim ya.

SORU: Müzisyenliği neden bu kadar sert bir dille eleştiriyorsunuz?

CEVAP: O iş kötü bir iş. Öyle bir kötü iş ki yani tarifi ancak içine girersen... Pisliği; şimdi insan affedersin lağım çukuruna düşünce, çıkınca yanında insanlar olsa senin o lağımdan çıkan adamın yanında durur mu? O iş öyle bir iş. Bu kadar kötü.

SORU: Müziği bıraktıktan sonra ticarete atılmanız ve FETÖ'cü bir arkadaş tarafından tuzağa düşürülmeniz nasıl oldu?

CEVAP: Ayakkabı mağazam vardı. Bir gün FETÖ'cü bir arkadaş ameliyat olduktan sonra beni ziyarete geldi. Dedi ki: "Sana bir dükkan açalım." Ben Sincan'da Çarşı Camii'nin girişinde Rafi Dayı'nın dükkanları vardı, birini tuttum.

SORU: Ayakkabıcılıkta ticari sıkıntılar nasıl başladı?

CEVAP: Bir müddet sonra 50 liranın sahibi geldi. "Paramızı ver ya arkadaş" dedi. Biz altın bozdurduk, şimdi altın yükseliyor. Dedim ki: "Ya ben nasıl vereyim bu parayı sana?" Konya'da Abdullah Büyük diye bir hoca efendi vardı; ona sordum, o da beni azarladı "şey olur, faiz olur" diye.

SORU: Ayakkabıcı dükkanını neden ve nasıl terk ettiniz?

CEVAP: Neticede işime karıştılar. Ben de bir müddet sonra dedim: "Arkadaş, siz benim işime karışıyorsunuz." "E karışırız" dediler. Ceketimi aldım, o dükkanı olduğu gibi o arkadaşa bıraktım, çektim çıktım.

SORU: Dükkanı terk ettikten sonra Konya maceranız nasıl başladı ve orada ne işler yaptınız?

CEVAP: Epey bir sıkıntı çektim ama bir arkadaş beni Ramazan günü çağırdı. Dedi ki: "Bahri abi al şunu, benim zekatım" dedi; 14.000 lira mı ne para verdi. Onu alınca evimi aldım, doğru Konya'ya gittim. Konya’da dediler ki: "Ayakkabı boyacılığıyla karnını doyuramazsın." Ama "Burada sebzecilik yap" dediler. Üç tekerlekli araba hallettim, sokaklarda sebze satıyorum.

SORU: Konya’daki sebzecilik macerası nasıl bitti?

CEVAP: Mide kanamasından yattım ve oradan geldiler, benim eşyalarımı aldılar Ankara'ya; benim evimi geri getirdiler.

SORU: Suudi Arabistan’a gitme kararınız nasıl ortaya çıktı?

CEVAP: Bende bir hac, umre aşkı tutuştu. "Ne iş yaparsın?" dediler. "Demirciyim" dedim. Sonra baktım 9-10 kişi oldu. Dedim ki: "La ben demirci değilim, ben su tesisatçısıyım." Çünkü banyo kazanı tamiri filan yapardım; orada böyle musluk değiştirirdik, batarya değiştirirdik.

SORU: Riyad’da yaşadığınız sıkıntılar ve hapis süreniz ne kadardı?

CEVAP: Riyad'da bir böyle, Riyad'ın dışında bir adamın işinde çalışıyoruz. 9-10 kişi varız. İnşaatta çalışıyoruz, inşaatta yatıyoruz; perin perişanız. Sonra mahkemeye gittik. Mahkemede hakim "işiniz tamam" dedi. O da "gelin sizi götüreceğim" dedi; götürdü bizi rica etti, hapse attırdı. 9 gün hapiste yattım.

SORU: Hapisten nasıl kurtulup Türkiye’ye dönebildiniz?

CEVAP: Bir binbaşı dedi ki "yarın gelmezsen bunları uçakla göndereceğim, parasını senden alırım" deyince geldi ve bize o bindirdi, Türkiye'ye geldik.

SORU: Türkiye’ye döndükten sonraki meslek hayatınız ne oldu ve şu an ne durumdasınız?

CEVAP: Türkiye'ye geldikten sonra ben su tesisatı için oradan bir pafta almıştım. Sonra burada geldim bir su tesisatı dükkanı açtım. Çocukları da böyle peyderpey, bebeler büyüdükçe yanıma aldım. Onlar da bu işi öğrendiler. Biz de emekli olduk. Şu anda bulunduğumuz yer dükkan, benim eski dükkanımdı.

SORU: Hem sanatçı hem de zanaatkar olmak mümkün mü?

CEVAP: Müzisyenlikle sanatkar; bu sanatla ilişkili ikisi bir arada yürümez yani zaten yürümesi mümkün değil.

SORU: Telif haklarınızla ilgili durum nedir?

CEVAP: E okuyan olmayınca telif olmaz ki. Ancak plak yapacaklar. Eğer birisi okursa tabii bunu bana sormadan okursa cezasını çeker. Sorarak ederse para vererek izin alır.

Yorum Ekle

İlk Yorumlayan Siz Olun!
Dünya Esnaf ve Sanatkarlar Derneği

Dünya Esnaf ve Sanatkarlar Derneği'ne ait kurumsal bilgilerin, proje, çalışmalar ve etkinliklerin yer aldığı kurumsal web sitesi.

Dünya Esnaf ve Sanatkarlar Derneği

Yukarı Öveçler Mah.1315 Cad. Can Apt No:7/1 ANKARA Dernek Kodu 06 141 169 Başkent VD 3220929794
06460 Çankaya / Ankara

Dernek Yazılımı: Medya İnternet™ - Dernek Sitesi Kulga © Tüm Hakları Saklıdır.